İstanbul
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
03 Mart 2015 Salı 01:51
962 Okunma
Yanlış Duymadınız, Uyuşturucu Kullanım Yaşı 10'a Düştü !

CHP Tekirdağ Milletvekili Parti Meclisi Üyesi Kadın ve Çocuk Hakları İnceleme ve İzleme Komisyonu Sözcüsü Candan Yüceer, Parti Meclisi Üyesi Bursa Milletvekili Sena Kaleli, Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezleri’nde (AMATEM) incelemelerde bulundu.

Edirne, İstanbul Bakırköy ve Erenköy, Bursa AMATEM’de ve Bakırköy Çocuk ve Ergen Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi’nde (ÇEMATEM) yetkililer ve tedavi görenlerle yapılan yüz yüze görüşmeler sonucu edinilen bilgiler CHP Kadın ve Çocuk Hakları İnceleme ve İzleme tarafından bir rapor haline getirildi.

BİR AYLIK UYUŞTURUCU TEDAVİSİ 3.000-4.000 LİRAYI BULUYOR
Raporda, AMATEM’de sosyal güvencesi olmayan hastanın , tedavi masraflarını kendisinin karşıladığına bir aylık madde bağımlılığı tedavisinin masrafının 3000-4000 lirayı bulduğuna dikkat çekilerek, “Bu yüzden alkol ve madde bağımlısı ‘para’ problemi ile karşı karşıya geldiği için tedaviyi başlamadan bitirmektedir” denildi.

KIZ ÇOCUKLARININ NEREDEYSE HEPSİ TACİZE UĞRUYOR
CHP’nin raporunda, uzman görüşlerine yer verilerek, “Kız çocuklarının öyküleri daha da trajik olmakla birlikte, uzmanlara göre daha fazla şiddete maruz kalan bağımlı kız çocuklarının yüzde yüzünde taciz görülmektedir” denildi.

Raporda, çocuğu madde kullanımına iten nedenler arasında çevresinde bağımlı ya da suça karışan birilerinin bulunması görülüyor. Çocukların yüzde 95’i uyuşturucuları tanıdık birinden alıyor. Madde kullanımına ‘meraktan’ başlıyor. Raporda, “ Madde bağımlılığı haz ilkesine dayalıdır. Ergenlik hazza dayalı bir dönem olduğundan risk yüksektir. En önemli koruyucu faktör de ailedir” denildi.

CHP Kadın ve Çocuk Hakları İnceleme ve İzleme Komisyonu’nun AMATEM Raporu şöyle:

TÜRKİYE’DE BAĞIMLILIK YAŞI 10’A İNDİ
Alkol ve madde kullanımı ve bağımlılığı çağımızın en önemli toplumsal sorunlarından biridir. Bu sorun son yıllarda hızla yaygınlaşmaya başlamış, ölüm oranlarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Yapılan araştırmalar, ülkemizde madde kullanımı ve bağımlılığının 10 yaşa kadar indiğini göstermektedir. Ülkemizde hastalık tanısına bağlı istatistik tutulamaması; yani sorun depresyon olmasa bile madde bağımlılarının kullandığı ilaçlar da depresyon kodlamasına sokulması nedeniyle, istatistiki veri de sağlıklı olmamaktadır.

Madde kullanımı ya da bağımlılığı sadece kullanan ve bağımlı olan kişiyi değil, kişinin ailesiyle birlikte tüm toplumu olumsuz etkileyen ve sonuçları olan bir süreçtir. Uyuşturucu kullanımının, alkol kullanımından 10 kat fazla olduğu ülkemizde, kullanım yaşının düşmesinin yanı sıra madde çeşitliliğinin artması ve erişimin kolaylaşması ölüm oranlarında da büyük artışlar yaratmıştır. Özellikle son 3 yılda kullanımı ve elde edilmesi son derece kolay olan bonzai gibi sentetik esrar bağımlılığı, bütün toplumun korkulu rüyası haline gelmiştir.

BONZAİ KULLANIMI SON 6 AYDA ARTTI
Türkiye’de bonzai kullanımının özellikle son 6 ayda arttığına işaret eden uzmanlar, etken maddesi değişen bonzainin ülkemizde de üretilmeye başlanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

21. yüzyılın en büyük sorunu olmaya aday madde kullanımı ve bağımlılığıyla mücadelede tespit ve tedavi çok önem kazanmıştır. Madde kullanımının ve bağımlılığının tespiti aşamasında ülkemizde şu an için sağlıklı bir yapının ve organizasyonun olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak tedavi konusunda yataklı ve ayakta tedavi olmak üzere bir takım çalışmalar yapılmaktadır.

Ülkemizde bağımlılık tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde, üniversitelere bağlı tıp fakültelerinin psikiyatri kliniklerinde, bazı özel hastanelerde ve kamu ortaklığı ile üniversitelerin açtığı merkezlerde yapılmaktadır.

BAĞIMLILIK TEDAVİSİNDE SADECE 26 YER VAR
Halen ülkemizde bağımlılık tedavisi yapan 26 tedavi merkezi bulunmaktadır. Türkiye genelinde alkol ya da madde tedavisine ayrılmış olan toplam yatak sayısı ise 678’dir. Bunların çoğu ise 3 büyük şehirde toplanmıştır. Oysa bağımlılıkla mücadelenin en önemli evresi öncelikle tedaviye ulaşımın kolaylaştırılması, tedavi sürekliliğinin sağlanması, yerel güçlerle işbirliği ve iletişimden geçmektedir. Araştırma bu sürece katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır.

BAĞIMLILIK TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR BEYİN HASTALIĞI
Kronik bir hastalık olan bağımlılık, tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır. Madde bağımlıları ekonomik olarak güçsüz, toplum tarafından dışlanmış, sorun çözme becerileri çok sınırlı kişilerdir.

Bağımlılığın nedenleri çeşitli olabileceği gibi uzmanlar tarafından en çok vurgulanan etkenler şunlardır: Merak. Arkadaş çevresi. Fiziksel ve psikolojik sorunlar. Sevgisizlik ve ilgisizlik, parçalanmış aileler . Büyüklerine özenti. Ailede veya yakın çevrede özdeşleşeceği kimsenin olmaması

MERAKTAN BAŞLIYORLAR
Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerindeki bazı benzer özellikler dikkat çekicidir. Bu özellikler şöyle sıralanabilir:

Parçalanmış boşanmış aileler. Anne ve babadan birinin kaybı. Aile içinde madde bağımlısı bireylerin bulunması. Aile içi iletişim eksikliği. Baskıcı ve ilgisiz aile ortamı . Aile içinde gencin model alabileceği birey/bireylerin bulunmaması

BAĞIMLILARIN ÇOĞU ERKEK
Bağımlıların yüzde 98’i erkeklerden oluşmaktadır. Kadın bağımlılığı uzmanlar tarafından ayrı olarak değerlendirilmektedir. Çünkü madde bağımlısı kadınlar kendini gizleyebilmektedir. Madde kullanan kadında fiziksel yıkım, erkeklere oranla daha fazla olmakta, daha kısa sürede, daha düşük dozda madde bünyeye daha çok zarar vermektedir.

Çok az bağımlı kendi isteği ile AMATEM’e gelmekte daha çok ailesi ve toplum tarafından yönlendirmektedir. Madde bağımlıları açısından tam bir iyileşme olmasa da yine de çoğunda zarar azaltılmaktadır.

ESRARDAN BONZAİYE GEÇİYORLAR
Madde bağımlıları genelde esrarla başlayıp, bonzai kullanma eğilimi göstermektedir. Psikoeğitim bağımlı olunan maddeye göre, bağımlı olunan madde de eğitim, sosyo kültürel yapı ve ekonomik duruma göre değişmektedir. Düşük ücretli maddeleri daha çok sosyokültürel ve sosyoekonomik düzeyi düşük kesimler kullanmakta; sosyoekonomik durumu iyi olanlar çoğunlukla kokain kullanmakla beraber, bağımlılar hangi madde daha çok keyif veriyorsa ona yönelmektedir. Bağımlıların hepsinde yenilik arayışı görülmektedir. “Kontrol ederim” diye başlanılan madde, “kontrol edilemez” hale gelmektedir.

Bağımlıların büyük bir çoğunluğunun uyuşturucu kullanmasının altında yatan psikolojik bir sebep bulunmaktadır. Öncelikle bu nedenlerin ortadan kaldırılması önemlidir. Madde bağımlılarının ortak özellikleri; çabuk sıkılan, haz peşinde koşan, zarardan korkmayan gözü pek kişiler olmasıdır. Türkiye’de eroine bağlı ölümlerin az görülmesinin nedeni ise damar yoluyla değil de yakıp dumanını çekme metoduyla kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

ERKEN YAŞTA SİGARAYA BAŞLAMAK MADDE BAĞIMLILIĞI RİSKİNİ ARTIRIYOR
Madde bağımlılığına yönelik tedavinin ana unsurlarından birisi de hastaların maddeyi düşünmemesi için, gün içinde vakit geçireceği, zihnini meşgul edeceği aktivitelerde bulunmasıdır. Ancak, AMATEM’de ergoterapist, spor hocası ve sosyal çalışmacının bulunmaması tedaviye sekte vurmaktadır. AMATEM’lerde madde bağımlılarına yönelik 28 günlük bir program uygulanmakta, haftada 3 gün 2 saat maddelerin etkisi hakkında bilgi verilmektedir. Bağımlılar sigara, alkol bağımlılık eğitimi (SAMBA) almaktadır. Erken yaşta sigaraya başlamak, ileri yaşta madde bağımlılığı riskini yükseltmektedir.

BUGÜN DE AYIK KALACAĞIM
Ortak sorunlarını çözebilmek ve diğer madde bağımlılarına ve alkoliklere yardımcı olabilmek için, deneyimlerini, güçlerini ve umutlarını paylaşan kişilerin bir araya geldiği “Adsız Alkolikler Grubu” vasıtasıyla maddeyi bırakmak amacıyla toplantılar yapılmaktadır. Bağımlılar “Bugün de ayık kalacağım” sözleriyle birbirlerine destek olmaktadır.

2005 yılında yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Yasası, özellikle uyuşturucu kullananların rehabilite olması için büyük bir umut olmuştur. Geçen yıllarda denetimli serbestlikten faydalanan kişi sayısı sürekli artmıştır. Ülkemizde denetimli serbestlikten yararlanan on binlerce kişi vardır. Denetimli serbestlikten yararlananların dosyası “tedavi olmuştur” başlığında Adalet Bakanlığı’na gönderilmekte, kişi bir sene takip edilmektedir. Eğer kişi madde kullanmaya devam ederse, mahkeme dosyası iade edilmektedir.

KIZ ÇOCUKLARININ HEPSİ TACİZE UĞRUYOR
Uzmanlara göre kız çocuklarının öyküleri daha da trajik olmakla birlikte, uzmanlara göre daha fazla şiddete maruz kalan bağımlı kız çocuklarının yüzde yüzünde taciz görülmektedir. Uyuşturucu ile sokak hayatı başlamakta, aileler bağımlı erkek çocuklarına sahip çıkmakla beraber, kız çocuklarına büyük bir çoğunlukla sahip çıkmamakta, kurumlara bırakmaktadır. Ergenlik kendine ait bir dönem olduğu için daha fazla özgür olma duygusu, heyecan, özenti madde bağımlılığını cazip hala getirmektedir. Kendi aralarında jargon oluşturan ergen çocuklar, sürekli öfkeli, irite, saldırgan ve tetiktelerdir.

ÇEMATEM’lerde çocuklara 2 aylık tedavi programı uygulanmaktadır. Çocuklara arındırma (detox) uygulanmakta, madde arzusu ile baş edebilmeye yönelik olarak yeni yaşam alanları oluşturulmakta, kurallı düzenli yaşam yeniden öğretilmektedir. ÇEMATEM’de haftada bir eğitim amaçlı aile toplantısı yapılmaktadır.

Çocuğu madde kullanımına iten nedenlere bakıldığında ise çevresinde bağımlı ya da suça karışın birilerinin bulunması görülmektedir. Maddeyi çocukların yüzde 95’i tanıdığı birinden almaktadır. Madde kullanımına iten en belirgin neden meraktır. Madde bağımlılığı haz ilkesine dayalıdır. Ergenlik hazza dayalı bir dönem olduğundan risk yüksektir. En önemli koruyucu faktör de ailedir.

REHABİLİTASYON SÜRECİ EKSİK KALIYOR
Tedavide 2 ay olan rehabilitasyon süreci eksik kalmaktadır. Rehabilitasyon süreci en az 6 ay olmalıdır. Çocukların eski sosyal ortamına dönmemesi için yönlendirilebileceği, sosyal aktivitelerde bulunabileceği, sosyal becerileri öğreneceği gençlik merkezlerinin olmaması tedaviye sekte vurmaktadır.

BONZAİ ŞİZOFRENİYE YATKINLIĞI 49 KAT ARTIRIYOR
Esrar şizofreniye yatkınlığı yedi kat artırmakta, bonzai ise esrardan 7 kat fazla bu etkiyi yaratmaktadır. Madde kullanımını önleme çalışmalarında Yeşilay’ın çabaları olumlu olsa da dünyada önleme çalışmalarının ilk basamağı okullardır. Çocuğun, sosyal yaşam becerisinin artırılması, dürtüleri, öfkeyi kontrol edebilmesi, kendini ifade edebilmesi sadece uyuşturucudan değil birçok zararlı şeyden de kendisini korumaktadır.

EMATEM’de tedavi gören çocukların %90-95 gibi büyük bir çoğunluğu okulu terk etmiş çocuklardır. Çünkü Türkiye’de madde bağımlılığı tespit edilen çocuklar okuldan atılmaktadır. Çocukların eğitime ulaşma zorlukları, birçok soruna temel oluşturmaktadır. Meslek edinme, okula geri dönüş basamağında eksikler bulunmaktadır.

“KIZIM, ‘SEN BIRAKMAZSAN BEN BAŞLAYACAĞIM’ DEDİ”
37 yaşında. İlkokul mezunu. Kadın çantası üretiyor. Orta öğretimde okuyan 2 kızı var. 16 yıllık evli. Eşi çalışmıyor. 4 ay önce madde bağımlılığı yüzünden iş yerini kapatmak zorunda kaldı ve fabrikada işçi olarak çalışmaya başladı. 3 yıldır bonzai kullanıyor. Bonzaiden önce 6-7 yıl esrar kullandı. Son altı ay içinde işleri bozulunca daha çok kullanmaya başladı. Ailesi madde bağımlısı olduğunu biliyor. Çanta yapımında kullandığı yaklaşık 200 bin TL olan makinenin motorunu 30 bin TL’ye satıp bonzai aldı. (1 paketi 3 gramı 100-120 TL. Bir kullanımlık fişek 5 TL) Kızının, “Sen bırakmazsan ben de başlayacağım” sözlerinden çok etkilendi ve tedavi olması gerektiğine karar verdi.

“Bonzai esrarın sentetik hali. Dünyada en çok illegal kullanılan madde esrar. Bonzaiyi tanıdıktan sonra esrar kullanmamaya başladım. Adli vakam hiç olmadı. Suç işlemedim. Kendi isteğimle geldim. Bir daha kullanmayacağım.”

“ÇEVREMİN ETKİSİYLE BAŞLADIM”
Bonzaiye çevresinin etkisiyle başladı. “Çevremde çok kullanan arkadaşım var, herkes kullanıyor. Küçük kardeşim de bunların arasında. 22 gündür merkezdeyim. İlk kez tedavi olmak için geldim. Kullandığım bonzailerin, görüntüsü etki süresi çok farklı. İçtiğinde hiçbir şey düşünmüyorsun, rahatlama hissediyorsun. İyilik hissi oluşturuyordu. Kullanmak isteyenlere, özenenlere tek bir tavsiyem var: Hiç denemesinler, akıllarından bile geçirmesinler. Maddi kayıplarım çok oldu. Eşim beni hiç yalnız bırakmadı; kahrımı çok çekti. Bulmak çok kolay. Maddeyi nerede bulacağımı biliyorum. Polisin bildiğine de inanıyorum ancak hiçbir şey yapmıyorlar. ”

“İÇKİ İKİNCİ ARKADAŞIM”
55 yaşında. Lise mezunu. Demir doğrama dükkanı vardı, daha sonra işleri bozuldu. 8 sene evli kaldı, 15 yıldır bekar. Birisi üniversitede okuyan, diğeri evli 2 çocuğu var. 7 gündür AMATEM’de tedavi görüyor. Daha önce 3 kez AMATEM, 1 kez psikiyatri servisine tedavi görmek için yattı. 3-4 yıl öncesine kadar çalıştı. İşten ayrıldıktan sonra ailesi ile çocuklarıyla, ilişkisi koptu. 18 yaşında alkole başladı. Boşandıktan sonra alkol kullanımı daha da artı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte günde 5 litre şarap, üzerine de bira içiyordu. Gece uyanıp içkiye devam ediyordu. “İçki 2. arkadaşım oldu. Tek kişilik hayatımda bana yoldaş oldu. Arkadaşlarımın hepsi alkol kullanıyor. Bir kez bıraktım sonra daha çok içmeye başladım. Alkolik insan toplum tarafından dışlanıyor, çocuklar yolda görse yolunu değiştiriyor. Alkolü bırakmam için, bu çevreden kendimi kurtarmam lazım.”

“ARKADAŞ ORTAMI ÇOK ETKİLİ”
24 yaşında. Liseden terk. İşsiz. Anne ve babası ayrı. Denetimli serbestliği var. Maddeye 13 yaşında esrar kullanarak başladı. Esrar, extacy, bonzai gibi değişik maddelerin ardından eroin kullanmaya başladı. AMATEM’de eroin tedavisinde kırmızı reçete ilaç olan Suboxone kullanılmaktadır. Suboxone ile yoksunluk atılmaktadır.

“Maddeye başlamak için arkadaş ortamı çok etkili. Bağımlı olmak için denemek yeterli. Çevremde herkes kullanıyor. Tablet ve şurup tipinde çıkarılan sentetik bir narkotik olan “çakma metadon” çok kullanılmaya başlandı. 72 saat etkili. Halisünasyon etkisi de çok yüksek.”

“HİÇ DENEMEMEK LAZIM”
28 yaşında lise mezunu. 2 aylık evli, çocuğu yok. Madde bağımlılığı yüzünden 8 senedir çalıştığı işini kaybetti. 3-4 yıldır alkol, yaklaşık 2 senedir de eroin kullanıyor. Arkadaş çevresinde başladı ve uzaklaşamadı. Ailesi farkına vardı. Evlenmeden önce eşi bilmiyordu öğrenince aralarında tartışma çıktı. AMATEM’e kendi isteği ile yattı.

“Hiç denememek lazım. Burada 9. günüm. Çıkınca kendime iş bakacağım. Çalışıp, evime, barkıma, eşime sahip çıkacağım. Günde 1-2 gram alıyordum. 70-80 TL. Emniyete hiç denk gelmedim. Madde çok kolay bulunuyor.”

“ARKADAŞLARIMLA GÖRÜŞMÜYORUM”
42 yaşında. Alkol kullanmaya 13 yaşında başladı. 2009 yılında 1 kez annesinin zoruyla AMATEM’e başvurdu. 13 günün sonunda tedavisini yarım bırakıp gitti. 17 ay alkol kullanmadı, daha sonra arkadaş çevresi nedeniyle tekrar başladı. AMATEM’e bu kez kendi isteği ile geldi. 113 gündür tedavi görüyor. 30 aydır hiç içmiyor. Arkadaş çevresinden uzaklaşmak için evini taşıdı. Arkadaşlarıyla görüşmemeyi öğrendi. Bakırköy’de rehabilitasyon evi olan, 1 hemşirenin görev yaptığı bağevine 2 yıldır, her gün geliyor. Sosyal aktivitelerden yararlanıyor. İş bulana kadar da gelmeye devam edeceğini söylüyor.

“TERAPİ SAYESİNDE BIRAKTIM”
19 yaşında. Lise son sınıfı 2 kere tekrar etti. 12 yaşında alkol kullanmaya başladı. Daha sonra bali, hap, eroin kullanmaya başladı. 26 yaşındaki bağımlı olan abisine özenerek madde kullanmaya başladı. Abisi aynı zamanda torbacılık da yapıyor. İki üç kez abisi de tedavi için AMATEM’e geldi.

“Daha önce de 3 ay ÇEMATEM’de tedavi gördüm. Amacım bırakmak değildi biraz temizlenmekti. Terapide benimle konuşulanlar, bana anlatılanlar farklı düşünmeme nedene oldu. Sonuna kadar gideceğim ve bu illetten kurtulacağım. Bağevine düzenli olarak gidip geliyorum. Benim için çok faydalı oluyor.”

“ÖZENTİ İLE BAŞLADIM”
19 yaşında, kadın. Lise 2’den terk. Bayan kuaförü. 3 sene önce maddeye başladı. Folyoyla eroin kullanıyordu. 1 sene önce bağımlı oldu. AMATEM’e 2 kez gelişi. Ailesi ile beraber oturuyor. Ailesi önce farkına varmadı. Farkında varınca ailesinin isteği üzerine 2013 yılında geldi ve 15 gün tedavi gördü. Daha sonra da kendi isteği ile çıktı. 3 ay sonra arkadaşlarıyla görüşüp tekrar eroin kullanmaya başladı. 7 aydır madde kullanmıyor. Annesi çevre değiştirsin, arkadaşlarından uzaklaşsın diye evi değiştirmek istedi. Ev madde kullanan arkadaşının üst katı olunca vazgeçtiler.

“Maddeye özenti ile başladık, bağımlı olacağımızı düşünmedik. Detoxta ayda bir içerim diye düşünüyordum. Terapide artık içmem diye düşünmeye başladım. Ayıklığın tadına vardım. Terapide öğrendiğimi dışarıda denedim ve başardım. Bağevi’ne sadece 10 kişi gelebiliyor. Daha büyük olmalı, fiziksel kullanımı daha iyi olmalı.

“15 YIL ÖNCE ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞINDA EN ŞANSLI ÜLKEYDİK”
Türkiye bundan 15 yıl öncesine kadar, alkol ve madde bağımlılığının azlığı açısından şanslı ülkelerden biriyken, gerekli adımların atılmaması nedeniyle bugün ciddi bir sorunla karşı karşıya kalmıştır.

Madde kullanımı ve bağımlılığına iten nedenler arasında; aidiyet açığı, varlık sorunu, eğitim sisteminin rolü ön plandadır. Genetik, kişilik özelliği, anne, çocuk, çevre ilişkisi majör faktörler olarak göze çarpmaktadır.

EĞİTİMLİ PERSONEL YOK
Madde bağımlılarının tedavisi için ülkemizde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) bulunmaktadır. Madde bağımlılarını tedaviye yönelik üniversite bünyesinde 7, 4 özel, devlete ait 15 AMATEM hizmet vermektedir.

Uyuşturucu ile mücadelede AMATEM’lerin en büyük sorunu, eğitimli ve deneyimli sağlık personelinin olmamasıdır. Ancak, bu eksiği kapatmaya yönelik son iki yıldır Sağlık Bakanlığı sertifikalı personel yetiştirme çabası içerisine girmiştir. AMATEM’ler ayrı olarak ruhsatlandırıldığı için, personelin de ayrı eğitim almış olması önemlidir. Personel AMATEM’lere geçici olarak gelmektedir. Ayrıca AMATEM çalışanlarının hasta şiddetinden muzdarip olması bir diğer irdelenmesi ve önlem alınması gereken konudur.

TEDAVİDE PARA PROBLEMİ
AMATEM’de sosyal güvencesi olmayan hasta, tedavi masraflarını kendisi karşılamaktadır. Tedavi masrafları; hastanın hastanede kalış süresine, hastadan istenilen tetkiklere, uygulanan tedavilere (ilaç tedavisi, terapi, bireysel görüşme vb.) göre değişmektedir. Bir aylık madde bağımlılığı tedavisinin masrafının 3-4 bin TL’yi bulması paralı tedaviyi iyice güçleştirmektedir. Bu yüzden alkol ve madde bağımlısı ‘para’ problemi ile karşı karşıya geldiği için tedaviyi başlamadan bitirmektedir.

MECLİS’TEVAKİT KAYBETMEDEN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI
* Madde bağımlılığının araştırılması ve önüne geçilmesi için vakit kaybetmeden Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekmektedir.

* Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir. Madde bağımlılığının önlenmesinin en önemli tedavi ayaklarından biri terapidir. AMATEM’lerin bazılarında terapi hizmetinin verilmemesi, var olan terapi servislerinin kapatılması madde bağımlılığı ile mücadelede eksik kalınmasına yol açmaktadır. AMATEM’lerde terapi hizmetinin verilmesi madde bağımlılarının tedavisi konusunda önemli bir adım oluşturacaktır.

* AMATEM’ler ayrı olarak ruhsatlandırıldığı için, personelin de ayrı eğitim almış olması önemlidir. AMATEM’lerin fiziki şartları iyileştirilmeli, yatak sayısı artırılmalı, eğitimli personeller yetiştirilmeli, pozitif ayrımcılıkla bu personeller kalıcı olmaları konusunda teşvik edilmelidir.

* Bu alanda çalışan sağlık personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi ve yasal olarak riskli grup olarak kabul edilerek maddi iyileştirilmenin getirilmesinin bu alanı daha cazip hale getirerek çalışacak personel sayısının artmasını sağlayabilir.

* Alkol veya uyuşturucu madde kullanan bir öğrencinin okuldan atılması ve çevresi tarafından dışlanması, çocuğun üzerinde daha ciddi bir psikolojik tahrip yaratmaktadır. Alkol ve madde kullanan öğrenciler için gizlilik içinde tedavi ve rehberlik için gerekli önlemler alınmalıdır.

* Öğrencilik hayatı devam ederken çeşitli suç davranışı gösteren çocuklara okullarda daha kapsamlı rehberlik hizmetleri verilmelidir. Okulda yaşanan sorunlar okul yönetimi -rehberlik birimleri- aile işbirliği içinde aşılmalıdır.

* Tüm çocukların müfredat içinde bu alanda bilgi ve beceriye sahip olmasına yönelik politikalar belirlenmelidir. Bu programlar, temelde toplumsal sağlık ve huzuru etkileyen madde bağımlılığı başta olmak üzere şiddet ve diğer riskli davranışlarını önlemeye yöneliktir. Bu programın müfredat içine yerleştirilmesi için gerekli politikaların benimsenmesi gerekmektedir. Bu programların erken çocukluk ve okul öncesinden itibaren müfredat içine yerleştirilmesi gerekmektedir.

* İlköğretim ve liseden okulu terk eden, sokakta çalışan, madde bağımlısı olan veya suç işlemiş çocuklara, okullarına veya açıköğretim kurumlarına yönlendirilmesi ve eğitim desteği verilmesi gerekir.

* Okullarda sosyal ve psikolojik olarak destek programlarının temel sorumlusu olan psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenlerinin kadrolarının artırılması ve her çocuğun ulaşabileceği şekilde yerleştirilmesi sağlanmalıdır.

* Devlet, sivil toplum işbirliğinin yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da madde bağımlılığıyla savaşın içinde aktif olarak rol almalıdır.

* Koruyucu hizmetler ve tedavi sonrası koşulların iyileştirilmesi önemlidir. Aileye psikolojik destek verilmeli, madde bağımlılığına yol açan fiziki, sosyal, ekonomik, ailevi sorunlar izlenip değiştirilmelidir.

* Ülkemizde var olan madde kullanımının yaygınlığı, riskli grupların özellikleri, risk etmenleri, aile, eğitim ve sosyal olarak ilişkili durumlar, yasal ve adli konular ile ilişkileri ortaya koyacak hedef gruplara yönelik çalışmalar yapılmalı ve ülke politikası olarak bu çalışmalara önem verilmelidir

* Gençleri ve çocukları uyuşturucudan uzak tutmak için mahallelerde toplumsal ruh sağlığı merkezleri kurulmalıdır. Gençleri ve çocukları spora, sanata, müziğe vb. yönlendirecek sosyal merkezlerin sayılarının artırılması bu çerçevede önemlidir.

* Madde bağımlılığının bir sağlık sorunu olduğu mesajı topluma daha yoğun bir şekilde verilmelidir.

* Bağımlılığının yaygın olduğu iller olmak üzere, yurt sathında konferans, panel, sempozyum gibi etkinlikler düzenlenmelidir.

* Uyuşturucu ve madde bağımlılığı konusu yazılı ve görsel medyanın sürekli gündem maddelerinden biri haline getirilmelidir. 

Son Güncelleme: 03.03.2015 01:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.